AKP kulislerinde erken seçim için konuşulan tarih belli oldu
CHP’de yaşanan gelişmeleri doğrudan AKP’nin siyasi bir operasyonu olarak değil de “gayri-millicilerin CHP’den arınması” şeklinde sunmaya başladılar. “Yeni Türkiye kuruluyor, ipi dışarıda kuklalar tek tek tasfiye ediliyor” sözüyle sürece “politik” bir çerçeve çizmeye çalışıyorlar.
“Devlet aklı” derken, biraz da bunu ima ediyorlardı: “İmamoğlu-Özel-Yavaş çizgisi”ni, “devletin ‘üstün çıkarlarına’ uygun düşmez” fetvası yayınlayarak, gayri-milli ilan etmeye girişiyorlar. Kısaca kökü dışarıda diyorlar.
Doğaldır ki bu mantık Kılıçdaroğlu’nu “milli” saymak anlamına geliyor. Kılıçdaroğlu ise, meseleyi para pul hikayesine bağlayıp oradan da “ecnebilerden yardım dilenmek”e kadar getirmişti. Sadece CHP’nin butlancı kanadı değil, doğrudan AKP’nin has kadroları da bugün CHP içinde yaşanan süreci gayri-millicilerin CHP’den arınması olarak propaganda ediyor.
İmamoğlu-Özel-Yavaş’ın temsil ettiği siyasal çizginin neye karşılık geldiğini sonradan söyleyeceğim. Ama TESEV kurucularından olan, “NATO demokrasinin güvencesidir” diyen ve son olarak Osmanlı gibi Ortadoğu’ya girmeliyiz sözleriyle Büyük Ortadoğu Projesi’nin başkan yardımcılığına soyunan Kılıçdaroğlu’nu millici sayan bir mantıkla (ya da mantıksızlıkla) karşı karşıya kaldığımız açık olsa gerek. Kılıçdaroğlu’nun ABD gezisinde kimlerle görüştüğü ya da “kayıp 8 saat” tartışması yürütüp, bunun üzerinden tepinenlerin bugün Kılıçdaroğlu’nun nedamet getirmesine ve “FETÖ’yle iş tuttuk, yanıldık” minvalli sözüne sarılıp, Kılıçdaroğlu’ndan milli kahraman yaratma motivasyonu takdire şayandır!
Türk sağı sen nelere kadirsin!
Yıllarca milli irade hamasetiyle siyaset yapıp bugün tek adam rejimi kurmak, Türk sağının başka bir mahareti değil miydi?
Yıllardır darbelere, 28 Şubat’a karşıyız diyenlerin, 15 Temmuz’da kendi ortaklarına (FETÖ’nün AKP’ye), 19 Mart’ta ise rakiplerine (AKP’nin CHP’ye) darbe yapması Türk sağının büyük pişkinliği değil miydi?
Hem Filistin davasında mangalda kül bırakmayıp hem de Siyonistlere Filistin’de toprak satışına izin veren Abdülhamit üzerinden destan yazmak, Türk sağının büyük belagatı olmadı mı?
Yıllardır işine geldiğinde yargı bağımsız deyip, işine gelmediğinde yargı kararlarını uygulamamak, Türk sağının hukuk arsızlığını göstermedi mi? Türk sağı budur!
Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanıyım diye miting kürsülerinde konuşacaksın, şimdi kendini milli adledip, kendi dışında herkesin kökünü dışarıda göreceksin!
Emperyalist maden şirketlerine ülkenin dağlarını, ormanlarını, topraklarını vereceksin sonra en büyük milli benim diyeceksin!
Çimento fabrikalarını Fransızlara satacaksın, Bursa’daki şeker üretimini Amerikalı Cargill’e vereceksin, tütün üretimini ve pazarını Amerikan ve İngiliz emperyalizmine teslim edeceksin, yabancı bankalar ülkemizde cirit atacak, ülkenin ekonomik değerlerini, Kamu İktisadi Teşebbüsleri’ni özelleştirme yoluyla emperyalistlere peşkeş çekeceksin sonra kendini “milli”, başkalarının “kökünü dışarıda” sayacaksın!
İngiltere’de, Amerika’da ev, apartman, çiftlik, daire alıp yurtdışı banka hesaplarına milyonlarını yatıranlar, kendilerinin gayri-milli güçlere karşı milli güçleri temsil ettiğini ilan ediyorlar!
Yabancı sermayeye “Türkiye’ye gelirseniz 20 yıl vergi almayacağız” diyenler sanki kendileri değilmiş gibi Türkiye’de milli ve gayri-milli bölünmesinden dem vuranların, kendilerini millinin dibi zannettikleri bir şuur yitimiyle karşı karşıyayız.
Türkiye sağı şuurunu yitirmedi; sağın şuuru budur!
CHP içinde yaşanan tartışmaları, “gayri-milli unsurların CHP’den arınması” olarak gören zihniyet, “milli ve yerli” kavramıyla da bu toplumun milliyetçi hassasiyetlerini sömürmeye devam ediyor. Ama onlar “yerli ve milli”den emeklinin aylığını, işçinin asgari ücretini, madencinin alın terini değil, patronların mallarının satılmasını, karlarına kar katmasını anlıyorlar. Çünkü onlar her şeyi para ve ticaret olarak gören ve bunu da “hizmet” zanneden bir şuurdan geliyorlar!
“Milli ve yerli” kavramı sanılmasın ki, emperyalizme karşı bir duruşun gereği idi. Tersinden doğrudan “yerli burjuvazi” yani sermaye sınıfı için yürütülen bir kampanyadan ibaretti. AKP, patronlara para kazandırmanın üstünü yerli ve milli yalanıyla örtüp durdu. İHA’lar, SİHA’lar mı dediniz? ABD’nin savaş gemisinde ABD büyükelçisi ile kimin fotoğraf çektiğini kimse bilmez mi?
Milli-ulusal tanımı, emperyalizm, emperyalizm de kapitalizm olmadan tartışılabilir mi? Ve emperyalist dünya sisteminde kapitalistin millisi olmaz: Kompradoru olur, ortağı olur, taşeronu olur, acentası olur, işbirlikçisi olur, ama kapitalist patronların millisi olmaz! Sermaye partilerinin de!
Mesele sınıfsaldır. Sınıfsal iktidarı, çıkarları, sömürüyü örtmenin yolu milli-gayri milli söylemi oluyor. Türkiye’nin İngiliz, Fransız, İtalyan askerleri tarafından işgale uğradığı günlerde verdiği mücadele ulusal bağımsızlık mücadelesiydi. Dün asker postalıyla girmeye çalışıp ama bugün bankalarıyla, şirketleriyle, sermayesiyle ülkemize giren emperyalistlere kapı açanlar kendisini “milli” sayabilir mi?
Emperyalizme karşı çıkmadan, ülkenin çıkarları savunulamaz. Bu yalın gerçeği zamanında Kemalizm’in doğrusal yönünün sosyalizm olacağını savlayan Doğan Avcıoğlu şöyle formüle etmişti: “Sosyalizm, tek kelimeyle, sosyal adalet içinde hızlı kalkınma metodudur… Bunun içindir ki, sosyalizm en büyük milliyetçiliktir.” (Avcıoğlu, ‘Yapıcı Milliyetçilik’, Yön, sayı: 4, 1962)
Kemalizm’in 6 okundan birisi olan milliyetçiliği yeniden tanımlamaya çalışan Avcıoğlu’nun bu söyleminin üzerinden çok uzun zaman geçti. Milliyetçilik, NATO’nun gladio örgütlenmesinin taşeronu olan faşist hareketin ideolojisi haline geldi. Bugün milli ve yerlilik, gerici tek adam rejiminin tıpkı Hitler’in yaptığı gibi siyasal propagandası işlevi görüyor.
Peki, CHP içindeki meselenin konumuzla ilgisi nedir? AKP eliyle kurulan yeni rejim gerçeği kabul edilmeli artık. Gerici, işbirlikçi bu rejim sermayenin çıplak sınıfsal diktatörlüğünü temsil ediyor. Bu yeni rejim, kendi hukukunu oluştururken aynı zamanda iktidarını garantiye almak istiyor. Yeni rejim, devleti yeniden yapılandırdı ancak toplumu ikna etmeyi başaramadığı gibi toplumsal çelişkiler de her geçen gün artıyor. Olası bir siyasal krizi ortadan kaldırmak için rejimle uyumlu bir muhalefet, iktidarlarını sürdürmek için de “iktidarsız bir muhalefet” istiyor. CHP’nin ayarlarını, yetmedi şimdi de kimyasını bozmaya çalışıyorlar. Yeni rejimin kurucu partisi, eski rejimin kurucu partisini “ıslah ediyor!”
Helalleşme ve sonrasında normalleşme ile girilen yol buydu. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Yoksa ne CHP’nin emperyalizm karşısında duruşu farklı ne de Kılıçdaroğlu’nun helalleşme ne de Özel’in normalleşme siyaseti arasında fark var. Kılıçdaroğlu ile Özel arasında bu açıdan kimse fark aramasın. Kılıçdaroğlu CHP’yi ortanın solundan ortanın sağına çekerken, CHP’nin sağ kanadını temsil eden İmamoğlu ve Yavaş çizgisi “yeni rejimde” AKP’nin alternatifi haline gelmesi, çarşıdaki hesaptı.
Yoksa millilik ve gayri-millilik laf-ı güzaf!
Bu ülkede kökü dışarıda kimseler aranacaksa, AKP birinci sıraya yazılmalı.
Dışarıda bir kök aranacaksa o kök emperyalizm, NATO ve ABD’den başkası değildir. Yıllardır NATO’nun gladio örgütlenmesinin bir parçası olarak beslenenler bugün kimseye millik dersi veremez!
Eline aldığı hukuk sopasını emir eri haline getirdiği hâkim ve savcılar eliyle savuran bu iktidarın…
Yerel mahkeme, CHP’nin 40 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetti. Verilen kararın ardın bir üst…
Selimiye Camisi'ne yürüyen madencilere polis copla müdahale etti. Müdahale sırasında iki maden işçisi gözaltına alındı.
Kılıçdaroğlu’nun ekibinden Müslim Sarı’nın danışmanı olduğu belirtilen şahsın, gazeteciye yönelik “Sarı zarf alıyor, tabi böyle…
CHP'den AKP'ye geçmesi büyük tepkilere neden olan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu "ihaleye fesat…
ABD Başkanı Trump Truth Social hesabı üzerinden İran'a saldırı tehdidi içeren paylaşım yaptı, Hark adasını…