Reklam
Kategoriler: Köşe Yazıları

“Yeni CHP” ve “Yeni Parti”: İdeolojik “yüklerden” arınma

Reklam

“Yeni CHP” kavramı yeni değil. Bizzat Kılıçdaroğlu tarafından gündeme getirildi. “Yeni Parti” ise yeni bir oluşum olarak ‘Yeni CHP’den çıktı.
“Yeni CHP” kavramı, özellikle 2010’lu yılların ikinci yarısından itibaren Kemal Kılıçdaroğlu’nun, genel başkanlığı döneminde sıkça dile getirdiği bir söylem: “Yeni bir siyasal vizyon ve dönüşüm projesi” olarak propaganda edildi. Özünde ‘eski CHP’nin ulus devlet ve laiklik söylemlerinin yumuşatılması ve dönüştürülmesi anlamında bir siyasal çizgi değişikliğini ifade ediyor.

Söylenen amaç ise toplumun farklı kesimlerine ulaşmak. ‘CHP’nin geleneksel tabanının ötesine ulaşmak, farklı etnik ve mezhebi kesimlerle diyalog, sadece laiklik değil demokrasiyi ve özgürlükleri vurgulamak, merkez sağ siyasete hitap etmek için parti yönetimini de bu doğrultuda oluşturmak’ gibi özetlenecek tezlerle “Yeni CHP” kavramının içi doldurulmaya çalışıldı.

Bu yönelimin sonucu ise “sağa karşı sağ” cephe stratejisi ve onun somutluğu olan Altılı Masa da denen Millet İttifakı olmuştu. Pratik karşılığı ise AKP’den kopan isimlerin tek tek CHP eliyle Meclis’e taşınmasıydı.

Yukarıda dile getirilen tezler, aslında Türkiye’nin AKP ile girdiği yola uyumlu ve paralel bir siyasal çizgi değişikliği anlamına geliyor. Çünkü AKP’nin en temel misyonu, doğrudan emperyalizmin bölgesel yönelimleri ve sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda 1923 Cumhuriyeti’nin temel paradigmalarını değiştirmekti. AKP’nin 24 yıllık iktidarı bu yönde atılmış karşı-devrimci adımlardan ibaret.

Cumhuriyetin bütün kazanımlarının tasfiye edildiği bu karşı-devrim sürecinin en temel hedeflerinden birisinin laiklik olduğu malum. Bunun CHP’deki izdüşümü ise “salt laiklik değil demokrasiyi ve özgürlükleri vurgulamak” şeklinde. Aslında niyet edilen daha geniş bir ambalaj içerisinde “demokrasi ve özgürlük” kavramlarının öne çıkartılarak aslında laiklik vurgusunun geriye çekilmesiydi. Aynı şekilde özgürlük alanının genişletilmesi şeklindeki parametre değişikliği bir bakıma dinci yapı ve örgütlenmelere CHP siyasetinde ya da dünya görüşünde alan açılmasının kitaba uydurulmasıydı. Başka bir deyişle CHP “katı laiklikten” kurtuluyor, “hafif laikliğe” geçiyordu. Dikkat edilirse bu söylem ideolojik olarak liberal, politik olarak ise merkez sağ siyasetin alameti farikasıdır.

Benzer şekilde ulusalcı bir parti olarak bilinen CHP’nin Kılıçdaroğlu tarafından “yenilenmesi”, Kürt sorunu başta olmak üzere CHP’nin yumuşatılması ve kıvama getirilmesi amaçlardan biriydi. Sadece kendi tabanına değil daha geniş tabana seslenmek, yıllardır iktidar olamamış CHP tabanı için de cazip bir söylemdi. Farklı kesimlere ulaşmak adına farklı mezhep ve etnik kesimlere seslenmek siyaseti de aynı şekilde liberal kimlik siyasetinin CHP’deki yansımasından başka bir şey değildi.

Belki de bu, Erdoğan’ın “Türk, Kürt ve Arap” söylemi ile Bahçeli’nin “Türk cumhurbaşkanı, Kürt ve Alevi yardımcıları” şeklindeki Lübnanlılaşma siyasetinin bir kez daha Kılıçdaroğlu eliyle CHP’de alttan alta işlenmeseydi.

Dikkat edilirse, “yeni CHP” yukarıdaki paradigma değişikliği ile birlikte aslında altı okla temsil edilen ilkelerden “arınmaya” çoktan başlamıştı. Baykal’ın çarşaf açılımıyla başlayan Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık koltuğuna oturtulmasıyla devam eden bu süreç AKP’nin karşı-devrim süreciyle bütünlük oluşturmaktadır. AKP’nin 24 yıllık iktidar sürecinin ise emperyalizmin bölgesel niyet, plan ve hedefleriyle şekillendiğini sanırız bir kez daha yazmaya gerek yok.

Emperyalizm tasarladı, AKP uyguladı, CHP uyumlaşarak destek verdi. Bu sürecin ise tasfiye ve tutuklamalarla nasıl sancılı bir süreç olduğunu hepimiz hatırlıyoruz. Türkiye’de rejim, son 24 yılda adım adım, içten içe, alttan alta değiştirilmiş, bu değişikliğe ket vuracak bütün siyasal odaklar ise tasfiyeye ve dönüşüme uğramıştı.

Kılıçdaroğlu CHP’sinin misyonu ve yaptığı buydu. Kılıçdaroğlu tarafından gündeme getirilen “yeni CHP”nin anlamı buydu. Parti, İnönü’nün tariflediği ortanın solundan ortanın sağına çekilmiş, CHP’nin ekseni değiştirilmiş, altılı masayla bütün sağ partilerle ortaklık kurularak merkez sağın cephe partisi haline getirilmişti. Helalleşme siyasetinin özeti buydu.

Benzer şekilde rejimin oturması için düzen siyasetinin yeni tasarımında CHP’nin kontrollü bir muhalefet yürütmesi bekleniyordu. Fakat toplumsal dinamikler siyaseti de belirlemiş, İmamoğlu’nun CHP’nin başına gelme ve cumhurbaşkanlığının güçlü adayı olarak ortaya çıkması, AKP-MHP iktidar blokunu yeni hamlelere itmişti. CHP kurultayında rejimin figüranı olduğunu fazlasıyla ispat eden Kılıçdaroğlu’nun başkanlık koltuğunu bırakması ve akabinde o koltuğa Özel’in oturmasından hemen sonra iktidar düğmeye basmış, en güçlü rakip olarak gördüğü İmamoğlu’nu politik olarak tasfiye sürecine girişmişti. Bütün politik maliyeti göze alan iktidar yargıyı siyasetin aparatı olarak kullanmaktan, muhalif bütün kesimleri susturmaya kadar her türlü anti-demokratik yöntemi uygulamaktan imtina etmedi. Özel’le Erdoğan arasında “normalleşme” olarak bilinen sürecin neden başarısız olduğu ayrı bir tartışma konusu. Ancak Kılıçdaroğlu’nun misyonunu birebir oynamayan Özel’in deyim yerindeyse burnunun sürtülmesi, bu mümkün değilse bir kez daha Kılıçdaroğlu kartıyla CHP’nin sınırlarına çekilmesi hamlesine başvuruldu.

Peki, butlan kararı ve sonrasında CHP içindeki ayrışma dinamikleri bize neyi gösteriyor? Bu ayrışma dinamikleri CHP’nin Kılıçdaroğlu ile girdiği ideolojik-politik yeni yola karşı parti içindeki bir direnci mi yoksa AKP’nin iktidarını sürdürme arzusuna karşı verilen tepkiyi mi gösteriyor?

Açıktır ki, CHP içinden çıkan Yeni Parti’nin, ‘Yeni CHP’ye karşı verilen ideolojik, politik ve programatik bir tartışma ve mücadele ile kurulmadığı ortada. Tersinden Kılıçdaroğlu’nun Yeni CHP’sinin önemli kadroları bu sefer “Yeni Parti”yi kurmuş durumdalar. İdeolojik, programatik ve politik bir süreklilik, saptanması gereken ilk olguların başında geliyor. Toplumda CHP içindeki iktidar kavgasının, AKP’nin Kılıçdaroğlu’nu figüran olarak kullanarak CHP’yi bölme hamlesinin ve bunun türevlerinin tartışıldığı bir ortam varken, Yeni Parti’nin ve ‘yeni CHP’nin politik çizgileri arasında ne fark var sorusunu görünmez kılınıyor. Yeni Parti’nin, ANAP benzeri bir parti olmaya çalışacağı, iktidara gelmek için tabanını genişletme söylemini devam ettireceği, Özel’in iki yabancı yayın organına özellikle NATO ve AB konusunda verdiği demeç, Kılıçdaroğlu eliyle yaratılan ‘Yeni CHP’ ve onun içinden çıkan Yeni Parti’nin arasında Çin Seddi olmadığını fazlasıyla gösteriyor.

Peki bu sürece daha tarihsel bir çerçeveden bakarsak ne görülecek? Mevcut CHP Kılıçdaroğlu eliyle kötürüm hale getirilmiş durumda. Kadrosu, söylemi, pratiği, figüranlığı, çapsızlığıyla “tarihsel CHP”nin kurumsal kimliği dışında etkisiz bir partiye dönüşüyor. İçinden çıkan ve 24 yıllık AKP iktidarına yönelik toplumsal tepkiyi arkasına almak isteyen “Yeni Parti” ise altı okun ideolojik yüklerini geride bırakmışa benziyor.

Artık CHP’nin ideolojik yüklerinden kurtuluyorlar. Hem Kılıçdaroğlu hem Özel. Cumhuriyet’i AKP eliyle kurulan yeni rejimle “dönüştürmüşlerdi”, CHP’yi de aynı şekilde dönüştürdüler, dönüştürüyorlar.

CHP’deki asıl arınma budur.

Cumhuriyet’in kazanımlarını sahiplenen Cumhuriyetçi milyonların ve emekçilerin bugün yaşadığı türbülans bu süreci soğukkanlı değerlendirmelerine izin vermeyebilir. Ama orta vadede Türkiye’de durum hiç de hesap edildiği gibi olmayacak.

Reklam

Önceki Haberler

Víctor Jara cinayetinin son firari sanığı 53 yıl sonra yakalandı

Şili'de 1973'teki Augusto Pinochet darbesinin ardından öldürülen devrimci müzisyen Víctor Jara'nın cinayetinden hüküm giyen son…

28 Temmuz 2026 15:31

Erdoğan, Ahbap Derneği soruşturmasıyla ilgili konuştu

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ahbap Derneği soruşturmasına ilişkin, "Kimlerin kimlerle hangi çarpık ilişkiler içinde…

28 Temmuz 2026 15:25

İsrailli bakan Katz: İran’ın enerji altyapısına saldırılar düzenlemeyi istiyoruz ancak ABD onay vermiyor

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, "İran'ın enerji altyapısına saldırılar düzenlemeyi çok istiyoruz ancak ABD, İran'ın…

28 Temmuz 2026 15:21

Hatimoğulları: Toplumun her kesimi Öcalan ile görüşebilmeli

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kürt meselesinin çözümüne yönelik yasal düzenlemenin son aşamaya…

28 Temmuz 2026 14:14

Lüksemburg İsrail tahvil onayını yenilemiyor

Lüksemburg, İsrail'in tahvil ihracı için gereken prospektüs onayını yenilememe kararı aldı. Bu karar, uluslararası hukukun…

28 Temmuz 2026 14:04

İstanbul Valiliği her okula mescit şartı getirdi

İstanbul Valiliğinin 39 ilçeye gönderdiği yazıya göre artık her okulda mescit bulunacak.

28 Temmuz 2026 13:21
Reklam