Müesses nizam halkla çatışıyor
Çatışma çözümü (conflict resolution), taraflar arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkların şiddete veya kalıcı ayrışmaya yol açmadan çözülmesi için kullanılan bir yöntem. Burada amaçlanan, mümkün olduğunca adil, kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşmak. Uzlaşma niyetine sahip taraflar arasında yürüyen müzakere sürecinde karşılıklı saygıya ve empatiye dayalı bir iletişimin benimsenmesi gerekiyor. Görece demokratik ve barışçıl bir anlayışa bağlı olarak işleyen bu yöntem, ödünleşerek uzlaşmayı öngörüyor. Ancak bu yöntemin işleyebilmesi, tarafların birbirini meşru görmesine ve uzlaşma zemininde buluşmasına bağlı. Peki ya müesses nizam, halkın iradesine karşın ayakta kalmaya çalışıyorsa? İşte tam bu noktada çatışma çözümü yöntemi yerini kaba güce bırakıyor.
Otoriter rejimlerin giderek güçlendiği günümüz dünyasında çatışma çözümü yöntemi etkisini yitirmiş görünüyor. Kaba güç, yıkıcı doğası gereği yapıcı çözüm arayışına gereksinim duymuyor. Şimdilerde Trump damgalı küresel siyaset iklimi, yukarıdan aşağıya doğru işleyen dikey hiyerarşiyi meşrulaştırıyor. Güçlü taraf arzu ettiği çözüme ulaşmak için her türlü silahı fütursuzca kullanabiliyor.
Türkiye’de siyasal iktidar yirmi dört yıl boyunca sürekli kendisine güç devşirdiği için çatışma çözümü yöntemine hiç ihtiyaç duymadı. Bugün baskıcı ve dayatmacı yönetim tarzı muhalif kesimler tarafından bile kanıksanmış durumda. Çatışmalı konularda gördüğümüz ödünsüz tavır otoriterleşmenin en önemli göstergelerinden biri. Halktan gelen olumsuz tepkileri gündem değiştirme yoluyla yumuşatan iktidar sahipleri, planladıkları birçok şeyi kolayca hayata geçirebiliyor. Dikey hiyerarşik model, daha güçlü olana itaat etmeyi, güçsüzden de itaat beklemeyi öngörüyor. Örneğin Trump’ın övgüsüne mazhar olan itaatkarlığın benzerini, Erdoğan kendisi için Özgür Özel’den bekliyor. Ne var ki iktidar, istediği sonucu elde edemeyince sistematik olarak sürdürdüğü yargı operasyonlarıyla ana muhalefeti etkisiz kılmaya uğraşıyor. Emperyalist BOP projesinin eş başkanlığını siyasal meşruiyet güvencesi olarak gören tek adam rejimi, ana muhalefete yönelik halk desteğini tanımayan bir tutum içerisinde.
Anketlerin genelinde CHP’nin gerisine düşen AKP iktidarı yargıyı baskı ve dayatma aracı olarak kullandıkça halkı kendinden uzaklaştırıyor. Ülkede yaşanan çoklu krizleri ve büyüyen sınıf çatışmasını gizlemek için kamuoyu yapay çatışmalarla oyalansın isteniyor. Bu amaçla muhalif belediye başkanlarına yönelik sistemli tutuklamalar hız kesmeden sürdürülüyor. Savcıların iktidar yanlısı ekran simsarlarıyla birlikte yürüttüğü soruşturmalar, vahim kurgu hatalarına karşın ısrarla sürdürülüyor. CHP’ye el koymak için devreye sokulan butlan operasyonu da İBB iddianamesinin siyasi ruhuyla uyumlu. Bu arada butlan kararına karşı YSK’nın çiçeği burnunda üyelerinin sergilediği pasif tutum, seçim güvenliği hakkındaki kaygıları daha da artırdı. Gelecek seçimde iktidar değişmezse çok partili sistemin işlevsiz kalacağı apaçık ortada. Erdoğan, seçimden bir kez daha galip çıkarsa tek adam rejimi kalıcı hale gelecek; böylece tüm muhalif partiler Saray’ın kenar süsüne dönüşecek. Bu büyük tehlikeyi ciddiye alarak parlamenter sisteme dönmeyi hedefleyen sahici bir demokratik cephe oluşturmak artık bir zorunluluk haline geldi. Cumhuriyeti, anayasal düzeni ve serbest seçimleri savunan siyasal özneler, butlan operasyonunu püskürtmek için ortak mücadeleyi büyütmek zorunda. Cumhur İttifakı, butlancıları da yanına alarak müesses nizamı korumak için halkla çatışıyor. Halk iradesine meydan okuyan bu tavra karşı Türkiye’nin demokratik hafızasını temsil eden siyasal hareketlerin alacağı ortak tutum ülkemizin geleceği açısından yaşamsal önem taşıyor.
Kuşku yok ki çok partili sisteme ve sandığa sahip çıkmak sadece CHP’nin seçilmiş yönetiminin işi değil. Denetimden çıkmış müesses nizamın halkı sindirmek istediği açık. Bugün diri ve dik duran milyonlar muhalif siyasete itici güç oluyor. Meydanları dolduranları yalnız bırakmaya, değişim isteyenlere sırt çevirmeye kimsenin hakkı yok!
BirGün muhabiri İsmail Arı'nın "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "gizliliğin ihlali" suçlamalarıyla yargılandığı davanın…
Küba İşçi Merkezi (CTC), Uluslararası İşçi Enstitüsü (IWI) ve Dünya Sendikalar Federasyonu’nun Latin Amerika ve…
Kolombiya’da 21 Haziran’da yapılacak cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimi öncesi ABD Başkanı Donald Trump’tan açık müdahale…
CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin mahkeme kararının ardından göreve dönen Kemal Kılıçdaroğlu'nun belirlediği Merkez Yönetim…
Elazığ 2. Sulh Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet gazetesinin 3,4 milyon takipçili X (Twitter) hesabına "millî güvenlik"…
Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde, daha önce Kemal Kılıçdaroğlu’nun adını taşıyan kültür merkezinden isminin silinmesine karar verildi.…