NATO’culuk ve anti-FETÖ’cülük
15 Temmuz üzerinden FETÖ gündemi bir kere daha tartışılır hale geldi. Ancak konuyla ilgili iki noktayı bu çerçevede ele almak gerekiyor. İlki, 15 Temmuz’un hemen öncesinde yapılan NATO zirvesi. Diğeri ise FETÖ’nün içerisinden bir grubun “nedamet” getirerek mektup yazması.
İkincisi nereye varır bilinmez. Ancak bu girişimin emperyalizmin icazeti olmadan yapılamayacağı açıktır. Onu not edelim ve geçelim. Esas önemli olan ise NATO gündemi. Daha doğrusu FETÖ’nün aslında NATO’nun bir aparatı olduğu gerçeğinin hatırlatılması. Buradan hareketle bugün anti-FETÖ’cülük konusunda mangalda kül bırakmayanların konu NATO olunca akan suları durdurmaları ise en büyük çelişki ya da manipülasyon olarak karşımıza çıkıyor.
FETÖ’nün açık bir emperyalist, Amerikan projesi olduğu ve Türkiye’nin tahminen 1950’lerden beri başına musallat edilen oluşumun siyasi olarak bugün sermaye iktidarının her yanına “sızdığını” en başta not etmeliyiz. Bahsettiğimiz şey devlet kurumlarında hala varlığını sürdüren FETÖ artıkları ya da unsurları değil. FETÖ’nün fikirlerinin iktidarda olması durumu…
Dünyada sosyalizmin ağırlık oluşturduğu zamanlarda Türkiye’nin anti-komünist cephede yer alması için atılan adımlardan en önemlisi NATO üyeliği idi. NATO’nun ülke içerisindeki “beşinci kolları”nın örgütlenmesi ise gecikmemiştir. İşte FETÖ bunun en önemli odaklarından bir tanesi olarak serpilmiş, gelişmiş, finanse edilmiştir. Bunlar artık herkesçe iyi bilinen gerçekler.
Peki FETÖ’nün amaç ve hedefi ya da kitabında yazanlar neydi? Sıralamak gerekirse aklımıza gelenleri şu şekilde yazabiliriz.
Türkiye’de sermaye iktidarının koşulsuz devamlılığı.
Türkiye’nin emperyalist kampın tarafında, onunla bağımlılık ilişkisi içerisinde yaşamına devam etmesi.
Demokrasi ve özgürlükler adı altında siyasal İslâmcılığın büyümesi, iktidara gelmesi ve tersinden Türkiye’de insanların inançlarının tek tipleştirilmesi.
Dinler arası diyalog adı altında dünya genelinde emperyalist yayılmacılığa, Ortadoğu’da ise Siyonist yayılmacılığa çanak tutulması.
Türkiye’nin aydınlanmacı, laik ve ilerici birikiminin ortadan kaldırılması. Cumhuriyet’in tasfiye edilmesi.
FETÖ’nün özünde NATO’nun Gladyo örgütlenmesinin bir parçası olduğu onlarca örnekle kanıtlanmıştır. En üst aşamada ise 15 Temmuz darbe girişimi aslında FETÖ’nün gücünü nereden aldığını ya da almak istediğini ortaya koymuştur.
Başka şeyler elbette eklenebilir. Ancak bunları bir de NATO zirvesi gölgesinde düşündüğümüzde ülkemizdeki NATO’cuların verdikleri anti-FETÖ’cü görüntünün sorgulanması gerekiyor.
Ankara zirvesi çevresinde sermaye düzeninin iktidardaki unsurlarından muhalefetine kadar ortaya konulan çizgi FETÖ’nün de gelecek garantisi olarak okunmalıdır. Bu açıdan FETÖ’nün siyasi yönelimleri bugün düzen cephesinde karşılım bulmaya devam ediyor, FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmaları geleceğe havale ediliyor. Çünkü esas olan sermayeye ve emperyalizme bağlılık…
Bu açıdan bir yandan FETÖ’nün ruh ikizinin bugün AKP’de cisimleşmesi ne kadar şaşırtıcı değilse CHP içindeki tartışmalarda Kılıçdaroğlu tarafının FETÖ üzerinden arınma masalları anlatması da burjuva siyasetinin geçer akçesi olarak karşımızdadır.
FETÖ ister bölünsün, ister dağılsın ya da ister affedilsin sonuç değişmeyecektir. Emperyalizmin çizdiği çerçeve içerisinde Türkiye’nin başına çoraplar örülmeye devam edilmektedir. NATO zirvesi de tam da bunun kararlarının olduğu bir zemin olmuştur. Türkiye’de düzen güçlerinin NATO’ya yaktıkları yeşil ışık, yapılan anlaşmalar ve verilen sözler eninde sonunda FETÖ’nün geçmişten bugüne kadar Türkiye’ye çizdiği çerçeveye yakılan yeşil ışık anlamına gelecektir. Güncel örnek ise açıktır: Trump’ın sömürge valisi emlakçı Barrack’ın Türkiye’ye önerdiği model ile Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Kurtuluş Savaşı reddiyesi özünde bir ve aynı şeydir. FETÖ’nün fikriyatı da zikriyatı da bu iki çizginin sentezinden başka bir şey değildir.
Ülkemiz tarikatlardan, tarikatların siyasete egemen hale gelmesinden çok çekmiştir ve çekmeye de devam etmektedir. Bugün devlet içerisinde FETÖ’den boşalan yerlere yerleşen tarikatlar cirit atmaktadır. Kısaca ifade edelim, emperyalizmden bağımsız bir tarikat örgütlenmesinin Türkiye gibi bir ülkede buralara gelmesi mümkün değildir. Dolayısıyla yeni FETÖ’ler çoktan egemen hale gelmiştir. Belki de yeni gladyo unsurları bunlardır kim bilir? FETÖ’nün fikirlerinin iktidarda olduğu bir diğer boyut da bu şekildedir.
İşte bu nedenlerle sermaye düzenine karşı çıkmadan anti-FETÖ’cü olamazsınız.
Emperyalizme ve NATO’ya karşı çıkmadan FETÖ’ye karşı çıkamazsınız.
Laiklik konusunda lafı dolandırarak FETÖ’yle ve zihniyetiyle mücadele edemezsiniz.
12 Eylül darbesine karşıysanız NATO’yla çetin bir şekilde mücadele etmeniz gerekir. Hem NATO’cu olup hem anti-FETÖ’cü görünmek karikatür değilse hamaset, safdillik değilse manipülasyondur.
Türkiye’de sol, sosyalist hareket ve devrimciler emperyalizme ve aparatlarına karşı mücadeleden alnının akıyla çıkmıştır. NATO zirvesi bağlamında aynıların aynı yerde olduğu bir kere daha görülmüştür.
Hem NATO’cu hem de anti-FETÖ’cü olunamaz. FETÖ ve zihniyetine karşı mücadele aynı zamanda NATO’ya ve emperyalizme karşı mücadeledir.
AKP Milletvekili Asuman Erdoğan'ın eşi Fatih Erdoğan'ın sahibi olduğu Pasifik Gayrimenkul AŞ, 2026'nın ilk altı…
Muğla'nın İkizköy Mahallesi'nde termik santral için yürütülen acele kamulaştırma sürecinde mahkeme, tüm dosyalarda yargılamayı durdurdu.…
Türkiye Güreş Federasyonu, Minikler Türkiye Güreş Şampiyonası'nda Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya'nın oğlunun…
İsrail basınına göre Başbakan Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail ordusunun Gazze, Lübnan ve…
Hindistan’da giriş sınavlarında yaşandığı öne sürülen soru sızıntıları ve usulsüzlüklere karşı başlayan “Hamamböceği” hareketinin haftalardır…
Burada iğneyi başkasına çuvaldızı da kendimize batırmış olalım. Söz konusu kısıtların her türlü etkisine açık…