Reklam
Kategoriler: Köşe Yazıları

NATO’dan önce ve sonra sol: Yeni ne var?

Reklam

Aylar öncesinden duyurulan, hakkında çok büyük gürültüler koparılan NATO Zirvesi, beklendiği düzeyin altında bir etki yaratarak sona erdi. NATO’nun yeniden kuruluşu olarak tarif edilen Ankara Zirvesi, silik bir görüntü ile sonlanması ise kimseyi yanıltmasın. Bu silik görüntünün arkasında bir köşenin dönüldüğünün işaretlerini hep birlikte gördük. NATO 3.0 olarak tariflenen konsept, emperyalizmin askeri, siyasi, ekonomik ve ideolojik dizilişindeki hem gerilimleri arttırmanın hem de bu dizilişi yerli yerine oturtmanın bir aracı olacak. Emperyalizmin sadece bölgesel değil, aynı zamanda tüm dünya çapındaki gerilim noktalarının saptandığı zirve, iki sonuç açısından önemlidir: Birincisi, önümüzdeki dönem ekonomilerin ve toplumların askerileştirilmesinde belirli bir mesafe kaydedilecek, ikincisi ise bunun siyasal çerçevesinde burjuva demokrasilerinin alışılagelmiş tarzı “geride” bırakılacaktır.

Askerileştirilme ve burjuva demokrasinin başkalaşımı, kapitalizmin mevcut tıkanma noktalarına bir çare olmasa da, geçici bir itki yaratma potansiyeli taşıyor. Gerilim noktalarının ekonomik-lojistik koridorlar aracılığıyla yeniden düzenlenmesi hem bölgesel savaşları hem de emperyalizme bağlı bölgesel güçlerin yükselişini/rol almasını sağlayacaktır. Dolayısıyla burada Türkiye tipi egemen ama bağımlı ülkelere emperyalizm tarafından biçilen/verilen bir rol vardır. Burada ufak bir parantez açalım, Türkiye tipi ülkelere verilen rolün, “orta güçlerin” yükselişi” olarak okumak mümkün değil. (1) Tersine, emperyalizmin ana kutbu olarak ABD, üzerindeki ağırlıkları belirli güçlere bırakarak yeni bir askeri-siyasi-ekonomik mimari kurma arayışındadır.

NATO 3.0 konsepti ile emperyalizmin ne denli başarılı olacağı, nerelerde ise “yol kazalarına” uğrayacağı üzerine düşünülmesi gereken başlıklar. Ancak söz konusu başlıkları tartışmayı ileriki günlerde yürütmek daha doğru olacaktır. Şimdilik yukarıda çizdiğimiz çerçevenin karşısına neler konulması gerektiği tartışmasını yürütmek doğru olacaktır. Bu nedenle, NATO Zirvesi öncesi ve sonrasında solun aldığı pozisyonu ve önümüzdeki günlerde alması gereken pozisyonu tartışmaya açmak gerekiyor.

İlk saptama zirvenin öncesinde alınan pozisyonla ilgilidir. Türkiye’de solun her türlü akımı ve çevresi, NATO Zirvesi’nin emperyalizmle olan ilişkisini doğru bir biçimde saptamış durumda. Zirve, Türkiye’nin egemen sınıfları açısından emperyalizmle iş birliğini derinleştirme, yeni roller kapmanın aracı olarak kullanılmıştır. Bunun karşısında solun aldığı pozisyonun anti-emperyalist ve bağımsızlıkçı bir çizgide olması son derece değerlidir. NATO’nun ve Türkiye’nin NATO ile ilişkisinin karşısında ikirciksiz bir pozisyon alınması önümüzdeki günler açısından da sağlıklı ve kişilikli bir solun neye benzeyeceği konusunda da ipuçları vermiştir. Sadece tarihin doğru yerinde durmayı değil, bu pozisyonun toplumla da buluşmasını amaçlayan solun tutumu bu anlamda değerlidir.
İkincisi, NATO Zirvesi karşısında solun kurduğu ortak koordinasyonun siyasal açıdan doldurduğu yerin Türkiye’de bir boşluğun varlığına da işaret ettiğidir. Bağımsızlıkçı, anti-emperyalist ve anti-kapitalist bir solun Türkiye’de siyasal bir ağırlık oluşturması anlamında önündeki engeller, olanaklara göre çok daha azdır. Bu nedenle, sosyalistlerin ikirciksiz, düzen karşıtı bir pozisyon alması her daim anlamlı sonuçlar ortaya çıkaracaktır.

Ancak bununla birlikte, üçüncü bir noktaya daha değinmek gerekiyor. Üçüncü olarak solun genel örgütlülüğüne veya örgütsüzlüğüne ilişkin ortaya çıkan tablodur. Siyasal olarak anlamlı, etkili ve gelecek açısından doğru olan pozisyonun, solun genel olarak örgütsüzlüğü nedeniyle etki kaybettiğini tespit etmek gerekiyor. Kastımız sadece zirve öncesinde yürütülen siyasal çalışmaların, eylemlerin, toplantıların niceliksel ölçüsü değildir. Bu bir veriyi gösterse de, esas önemli olan sosyalistlerin “örgütlü” bir görüntü vermek konusunda bir hayli etkisizleşmiş olmasıdır. Niceliksel durum, geçmiş siyasal, ideolojik ve örgütsel pozisyonların sonucunda ortaya çıkmıştır.

Bu noktada etkili bir ağırlık noktası oluşturmak konusunda değerli bulduğumuz “NATO’ya Hayır Koordinasyonu’nun” gelecek açısından sosyalistlerin ne yapması konusunda önemli sonuçlar verdiğini de eklememiz gerekiyor. Her şeye karşın, düzen siyasetinin gölgesinden çıkmaya çabalayan bir solun Türkiye’de etkili bir siyasal güç olmaya aday olduğu ortaya çıkmıştır. Ama burada yeter şartın “birlik” değil, düzen siyasetiyle araya konulacak mesafe olduğu görülmelidir. Ne dediği belli olan bir sosyalist hareketin, Türkiye’nin geleceğinde daha güçlü bir yer edineceğinden kimsenin şüphesi olmasın.

Burada iğneyi başkasına çuvaldızı da kendimize batırmış olalım. Söz konusu kısıtların her türlü etkisine açık olduğumuz unutulmasın. Türkiye’de sosyalistlerin etkili, güçlü ve ağırlık kazanan bir güç haline gelmesinin başlangıç noktasının, “sosyalizmin” öne çıkarılmasından ve iğneyle kuyu kazmaya devam eden “örgütlü” siyasal mücadeleden geçtiği gerçekliğidir. Örgütlü siyasette ısrar sosyalist hareketin alameti farikası, başlangıç noktası ve ABC’sidir.
Bu yalın gerçekliği unutmadan dostlarımıza da bir hatırlatma ile yazıyı sonlandıralım. Önümüzdeki dönem Türkiye’nin ve dünyanın yol ayrımında sermaye düzeninin tercihleri şekillenmiş durumda. Bu yol haritasına karşı sizin tercihiniz ne olacak; bir kez daha köprüden önce son çıkış mı yoksa yeni bir yol açacağız kararlılığı mı? Bu ülkenin yurtsever, ilerici, sosyalist, emekçi birikiminin önünde yanıtlaması gereken soru budur.

NOTLAR

(1) Kanada Başbakanı Marc Carney’in Davos’taki Ekonomik Forum’da yaptığı “orta güçler” çağrısı siyaseten “yeni türde bir üçüncü dünyacılık” olarak yorumlamak mümkün değildi zaten. Emperyalist sistem içerisinde kendine alan açmaya çalışan ülkelerin pazarlık kozu olarak görülmesi gereken bu hamlenin, önümüzdeki yılların siyaset tarzını da bize göstermesi açısından öğretici. “Pazarlık her şeydir, aksiyon hiçbir şey” şeklinde özetlenecek yaklaşımın siyasetin ortalamasına dönüşmesi, bizim büyük kaybımız olarak görülmeli.

Konuyla ilgili detaylı bir okuma için: https://www.indyturk.com/node/771797/dünyadan-sesler/küresel-düzen-ve-‘orta-ölçekli-güçler-ittifakı’

Bu haber en son değiştirildi 25 Temmuz 2026 16:28 16:28

Reklam

Önceki Haberler

Hindistan’da protestolar sonuç verdi: Eğitim bakanı istifa etti

Hindistan’da giriş sınavlarında yaşandığı öne sürülen soru sızıntıları ve usulsüzlüklere karşı başlayan “Hamamböceği” hareketinin haftalardır…

25 Temmuz 2026 15:58

Düşünce özgürlüğü nasıl bir şeydir?

Sanırım, herhangi bir şey düşünmediğini söyleyen kişinin tehlikeli ve sakıncalı bir şeyler düşündüğünü ileri sürmek…

25 Temmuz 2026 15:16

Danışmanın MDD zekâsı?

Doğaldır ki eskinin solcusu bugünün liberali olan bazı AKP’li kalemlerin, AKP’nin iktidar sürecine Milli Demokratik…

25 Temmuz 2026 14:48

Özel Öğretmenler Sendikası’nın bakanlıkla görüşme talebi kabul edildi

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Ankara'daki bütün eylemlerinde yapılmasını istediği işveren ile öğretmenleri buluşturan toplantının nihayet…

24 Temmuz 2026 18:47

Yeni Parti’nin kuruluşundan sonra Kılıçdaroğlu MYK’sı toplandı

'Mutlak butlan' kararıyla CHP genel başkanlığına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel ve 90 milletvekilinin istifasının…

24 Temmuz 2026 16:34

Ahbap soruşturması: Özlem Gürses’in ifadesi ortaya çıktı

Gazeteci Özlem Gürses, AHBAP Derneği'ne yönelik soruşturma kapsamında savcılığa ifade verdi. Gürses, deprem dönemindeki paylaşımlarının…

24 Temmuz 2026 16:25
Reklam