TKH Genel Başkanı Aysel Tekerek: NATO’cu olan yurtsever olamaz, yurtsever olan NATO’cu olmaz
Türkiye Komünist Hareketi Genel Başkanı Aysel Tekerek, partisinin sosyal medya hesaplarına NATO zirvesi nedeniyle erişim engeli gelmesinin ardından Yurtsever'e önemli açıklamalarda bulundu. AKP'nin Amerikancı bir parti olduğuna vurgu yapan Tekerek meşruiyetini de Trump'tan aldığını belirtti.
Türkiye Komünist Hareketi’nin sosyal medya hesaplarına erişim engeli gelmesinin ardından, TKH Genel Başkanı Aysel Tekerek, Yurtsever’e önemli açıklamalarda bulundu.
Tekerek yaptığı açıklamada “Yurtseverlik sınavından her zamanki gibi devrimciler, sosyalistler, komünistler geçmiş, düzen muhalefeti ise sınıfta kalmıştır” ifadelerini kullandı.
Yurtsever: Ankara’da gerçekleşen NATO Zirvesi gerekçesiyle birçok siyasi parti ve basın kuruluşuna NATO karşıtı yayın yaptığı gerekçesiyle erişim engeli getirildi. Bu süreçte onlarca kişi gözaltına alındı ve tutuklandı. Son olarak TKH X hesabına da erişim engeli getirildi. Bu konu hakkında ne söylemek istersiniz?
Aysel Tekerek: AKP iktidarının, yasaklama uygulamaları yeni değil. Yargıyı sopa olarak kullanması da yeni değil. Özellikle Anayasa’da belirtilen temel hak ve özgürlükleri, devrimcilerin siyasi faaliyetlerini birer terör faaliyeti olarak değerlendirmesi de yeni değil. Ancak yaşayarak bir kez daha gördük ki; AKP, NATO Zirvesi’ne sadece yoksulluğu örtmeye çalışarak, havalimanını yenileyerek, kesenin ağzını NATO’cular için açarak hazırlanmadı. Aynı zamanda Ankara’da adı konmamış bir sıkıyönetim uygulayarak, “önleyici gözaltı” yaparak, sokakları insansızlaştırarak, ev baskınları ve tutuklamalar ile bu zirveye hazırlandı.
Ancak sonucun pek de AKP’nin istediği gibi gerçekleşmediği, yani tüm bu önlemler adı altındaki hukuksuz uygulamaların devrimcileri engellemeye yetmeyeceğini AKP iktidarı çok iyi biliyor. Bu nedenle sosyal medya hesaplarını görünmez kılma talimatlarını vererek devrimcilerin sesini kısabileceklerini düşündüler.
NATO zirvesinin ülkemizde yapılacağının ilan edildiği günden bu yana bu zirveye karşı anti-emperyalist mücadeleyi daha da yükseltme kararını ilan eden partimiz de diğer devrimci yapılar gibi bu baskılara maruz kaldı. Zirveye haftalar kala üyelerimiz ifade vermeye çağrıldı, gözdağı verilmeye çalışıldı. Onlarca aydının, gazetecinin, akademisyenin, yurtseverin imzasının yer aldığı “NATO’ya Hayır” adlı sitemiz mahkeme kararı ile kapatıldı. Şu an hala NATO’ya karşı olmaları nedeniyle tutuklanmış avukatlar, öğrenciler ve yurtseverler var.
Türkiye’de iktidarı ve muhalefetiyle, düzen siyasetinin NATO’culuk yarışına girdiği bu ortamda, tüm bu istibdat uygulamalarına karşı devrimcilerin, komünistlerin seslerini yükselmesi, ülkemizdeki yurtseverlik damarının gücünü göstermesi bakımından önemsenmesi gerekiyor. Ülkemize biçilmek istenen onursuz planların, ancak sol ve sosyalistler tarafından parçalanabileceği de aynı oranda açığa çıkmıştır. Sol buradan yoluna devam etmelidir, edecektir.
Y: Daha düne kadar “dış güçlere” karşı “yerli ve milli” edebiyatına sığınan AKP’nin Trump’la ve NATO müttefikleriyle kurduğu ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
A.T: “Tencere yuvarlandı ve kapağını buldu” diyebilirim her şeyden önce. Trump ile Erdoğan’ın sürekli ilan edilen yakın dostluğu, bu ülkenin cumhurbaşkanının NATO Genel Sekterini elinden tutarak kendi ülkesinin kuyusunu kazmaya götürmesi, yukarıda bahsettiğim uygulamaları da düşündüğümüzde, NATO üyeliğiyle değil, ülkenin NATO’nun kölesi haline gelmek istenmesiyle açıklanabilir. Zira iki günlük zirveden çıkan sonuçlar, anlaşmalar da bunun ispatıdır.
AKP ne yerli ne de milli bir partidir. AKP son NATO toplantısı ile bir kez daha ortaya çıkmıştır ki, Amerikancı bir partidir. Meşruiyetini Trump’tan alan, Trump’ın bir ricası ile onun her dediğini yapan, bunu da marifet sayan bir iktidarın yerliye milliye düşmanlığı, dış güçlere ise biatı söz konusudur.
NATO zirvesinin sonuçlarını önümüzdeki dönemde daha yakından hissedeceğiz. Bu zirveyi, NATO’yu, ülkemizin bu onursuz masadaki yerini, bu ittifak karşısında solun mücadelesini daha da yükseltmesi gerektiğini göreceğiz ve gereğini yerine getirmek için bu zirvenin sonuçlarını asla bir kenara koymayacağız.
Y: TKH olarak “Onlar NATO’cu biz yurtseveriz” demiştiniz. NATO Zirvesi’yle birlikte kimlerin gerçek yurtsever olduğu biraz daha netleşmiş görünüyor. Emperyalizme karşı mücadele konusunda neler söylemek istersiniz?
A.T: Emperyalizm ile mücadele ederek kurulmuş bir ülkenin komünistleri açısından anti-emperyalist mücadele bizim açımızdan geriye itilecek değil, hep öne alınacak bir mücadele olageldi. Hele hele ülkemizin jeopolitik konumu ve tüm kaynakları emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin ağzını sulandırdı ve bu süreç devam ediyor. Emperyalist saldırganlık bölgemizi ve dünyayı yeniden dizayn ederken, önce kendi ülkemizin dizayn edilmeye çalışıldığını unutmak büyük bir hata olacaktır. AKP iktidarıyla birlikte Cumhuriyetin tasfiye edildiği, ABD yetkilisi Tom Barrac’ın ülkemize Osmanlı’ya dönmeyi tavsiye ettiği bir dönemden geçiyoruz. Bütün iştahı ile bölgede emperyalizmin işini kolaylaştıran bir siyasi iktidarın, Suriye’de eli kanlı şeriatçıların iktidara gelmesini, İsrail’in Gazze’yi işgalini, İran’a dönük savaşı daha da kolaylaştırdığını gördük. AKP ile emperyalizmin uyumlu ve güdümlü işbirliği emperyalizmin tüm suçlarına ülkemizin de dahil edilmesiyle sonuçlandı.
Ancak mesele yalnızca AKP’yle de sınırlı değil. AKP iktidarına karşı görünen düzen muhalefetinin tüm unsurları, başta CHP olmak üzere -Özgür Özel ya da Kemal Kılıçdaroğlu fark etmeksizin- konu emperyalizm olunca “onu alma beni al” pozisyonuyla hareket ediyor. Bu yanıyla düzen içi ana muhalefetin NATO zirvesinde görüldüğü gibi, kafasına kuma gömmeyi dahi tercih etmediği, NATO’ya ülkemizin onların iktidarında daha faydalı olacağı konusunda ses yükselttikleri görülmektedir. Yani CHP iktidarında NATO’ya bağlılığın, emperyalizm ile işbirliğinin devamının garantisi de bir yandan ilan edilmiştir.
Ülkemizde NATO’cu ittifak bu nedenle oldukça geniştir.
Sermaye sınıfı başta olmak üzere, parti programında serbest piyasacılığın kutsandığı her parti bu ittifakın bileşenidir. İşte bu nedenle, partimiz “Onlar NATO’cu biz yurtseveriz” başlığını ön plana çıkarmayı tercih etmiştir.
NATO’cu olan yurtsever olamaz, yurtsever olan NATO’cu olmaz. Bu yanıyla NATO zirvesi iyi bir turnusol görevi görmüştür.
Yurtseverlik sınavından her zamanki gibi devrimciler, sosyalistler, komünistler geçmiş, düzen muhalefeti ise sınıfta kalmıştır.
Bir kez daha, tam da tarihin bu döneminde işte size ülkenin önündeki iki seçenek: Ya barbarlık ya sosyalizm. Ya NATO’culuk ya da yurtseverlik!

