Reklam
Kategoriler: PusulaPusula 92

PUSULA | Yumruğumuza yazılanlar…

Reklam
Deniz Yorulmaz

Bir buruk slogandır, bir o kadar da öfkeli, adını yumruklarımıza yazdık… Gezi direnişinin silinmez sülietleridir onlar. Ne direnenlerin ne de direnenlerden ölesiye korkanların hafızasından silinmezler, silinemezler.

Üzerinden çok vakit geçti. Ama Gezi direnişi bugün hala bu ülkedeki egemenleri bir hayalet gibi korkutmaya devam ediyor.

O yüzden silinmez silüetlerimiz; Ali İsmail, Ethem, Abdocan, Ahmet, Berkin, Mehmet, Medeni, Hasan Ferit,  sadece isimleri ile bile bizim için direnmenin, onlar için ise korkunun sembolü olmaya devam ediyor.

O yüzden bu ülkeyi yönetenler güçleri yettiğince bu isimleri unutturmaya çalışıyor, güçleri yetemediği için de değerlerimize saldırmaya çalışıyorlar.

Mevcut düzen tarafından bazı değerlerin içi boşaltılarak sahiplenilmeye çalışılır. Gezide yitirdiklerimiz ile ilgili bu ülkede yaşananlar da bunun kimi çarpıcı örneklerini taşıyor. Örneğin bu ülkenin Cumhurbaşkanı “annelik” sözkonusu olduğunda yere göğe sığdıramadığı bir mevhumu yüceltmeye çalışırken sözkonusu olan Gezi’de ölenlerimizin anneleri olduğunda bu yere göğe sığmayan mevhum sırra kadem basıyor. Abdocan’ın annesine suç duyurusu, Berkin’in annesini yuhalatma bugün hala zihnimizde çok canlı. Yönetenlerin kutsal anneliği de sınıfsal bir ayrımla yarılıyor. Gülsüm Elvan’ın “çocuklarımızı ne hakla bizden koparırlar” sorusu ise hala cevaplanmayı bekliyor… Çocuğunun ölümünün ağırlığına, çocuğunun ölümünden sonra yaşananlar eklenen ve buna dayanamayıp can veren Fadime Ayvalıtaş’ın hesabı da sorulmayı bekliyor. Ve ona 14 yaşında vurulan, 15 yaşında yaşam mücadelesini yitiren Berkin’in annesi Gülsüm Ana’yı yuhalatanların, Hatice Ana’ya soruşturma açanların, onun “Pazartesileri hiç sevmiyorum, evladımı bir Pazartesi günü benden aldılar” demesine neden olanların, “Polise talimatı kim verdi diye soruyorlar, polise talimatı ben verdim” diyenlerin, Emel Ana’ya evladı 19 yaşında iken onun tekmelerle sönen yüreğinin acısını yaşatanların, Ethem’i vuran polisleri koruyup kollayanların, Sayfı Ana’ya “benim oğlumu bir kez daha öldürdünüz” detirtenlerin hesabı ekleniyor…

Bir diğer kavram ise şehitlik. Bu ülkenin aydınlık geleceği için hayatlarını feda edenler yok sayılmaya çalışılırken, bu becerilemediğinde bu ülke için canını veren ve bu halk için ölümsüzleşen isimler itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor. Şehitlik kavramını, bu ülke için canını feda edenlerden, bugünkü iktidar için ölenlere dönüştürmek için canhıraş bir çaba görüyoruz. Sözkonusu olan Gezi direnişinde ölenler olduğunda ise “polisin destan yazması” söylemininin bu halkın evlatlarının öldürülmesinin üzerini eğreti bir şekilde örtmeye çalışmasına şahit oluyoruz. Oysa ki hiçbir işe yaramıyor. Ali İsmail’in adalet duygusu, Ethem’in eşitlik ve özgürlük tutkusu, Berkin’in çocuk savunmasızlığına rağmen eğilmeyen başı apaçık ortada duruyor.

Bir an bile unutmamamız gereken bir gerçek var. Gezi’de kaybettiklerimiz, hepsi hayatlarının baharındaydılar. Gaz fişeğiyle, silahla, tekme ve yumruklarla, linç edilerek, otomobil altında can verdiler. Evlerinden sevdikleriyle vedalaşmadan, ocakta ısınan yemeği beklemeden çıktılar, kendi hayatlarını bu ülkenin gelecek nesillerine bağışladılar. Bugün bir üniversiteli gencin coşkulu gülüşünde Ali İsmail, bir işçinin başkaldırışında Ethem, bir gencin boyun eğmeyişinde Abdocan, Ahmet, bir annenin sıcaklığında Fadime Ana, bir çocuğun masum gözlerinde ölümünden hemen önce 15 yaşına girmiş ama 16 kiloya düşmüş Berkin yaşamaya devam ediyor.

Berkin’in, Ali İsmail’in, hayat mücadelesi verdiği hastanede doğan çocuklar büyüyor; yeni bir Emel Ana’nın, yeni bir Hatice Ana’nın çocuğu, adı Berkin, gülüşü Berkin, kaşı gözü Berkin çocuklar dünyaya geliyor. Şu atölyede çalışmak zorunda olan, okul sonrası boyacı sandığını sırtlanan, ders kitaplarına gömülüp sınavlarına hazırlanan, okul bahçesinde koştururken düşüp dizini kanatan, “anne niye bu kadar az ağaç var, niye bu kadar az park var” diye soran çocukları görmüyor musunuz? Onlar büyüyor işte!

Boşuna dememiş şair; ezilir ekin geliriz, ezilir un geliriz, bir gider bin geliriz, beni vurmak kurtuluş mu?

Bu haber en son değiştirildi 31 Mayıs 2019 12:01 12:01

Reklam

Önceki Haberler

İran: Kağıt üzerindeki taahhütlerle yetinmeyeceğiz

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bakıri, ABD ile müzakerelerin yeniden başlaması…

6 Kasım 2026 17:44

MEB ihalelerinde 1 milyara yakın vurgun iddiası

İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, MEB’in bazı alımlarında kamu zararına yol açıldığını öne sürerek Bakan Yusuf…

6 Kasım 2026 17:41

Seçim yenilgisi sonrasında Cumhuriyetçiler Trump’tan rota değişikliği istiyor

ABD Başkanı Donald Trump, ara seçimlerde Kongre kontrolünü Demokratlara kaptırmasının ardından partisinden yoğun bir baskı…

6 Kasım 2026 15:08

Kartalkaya ailelerinden Bakan Ersoy’a istifa çağrısı: Bakanlık yetkilileri yargılansın

Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bütçesinin görüşüldüğü sırada Kartalkaya Grand Kartal Otel…

6 Kasım 2026 14:56

İsrail’den ABD yardımı açıklaması: Ortada net bir takvim bulunmuyor

İsrail Başbakanlık Ofisi, ABD Başkanı Donald Trump'ın yaklaşık 4 milyar dolarlık askeri yardımı kesme kararını…

6 Kasım 2026 14:50

İran, Rusya’dan 90 füze fırlatma sistemi sipariş etti iddiası

Financial Times'ın (FT) haberine göre İran, 2024-2025 döneminde Rus savunma sanayisiyle yaptığı anlaşma kapsamında 90…

6 Kasım 2026 14:34
Reklam