"Başörtüsü yasağını kaldırdık ama şimdi başörtüsünü atmaya başladık..."
AKP’li Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, genç kadınların türbanlarını çıkarıyor olmasını “alarm verici” buldu, konuyla ilgili aldığı bir mektubu da köşesine taşıyarak ‘tezlerini’ güçlendirdi.
Yeni Şafak’taki köşesinde sık sık “ailenin sonunun geldiği”, “dinin büyük tehlike altında olduğu gibi” korku senaryoları üretip iktidarı daha fazla dinselleşmeye çağıran yazılarıyla gündeme gelen gerici Yusuf Kaplan, bu kez kadınlarda gördüğü ve “ürpertici” dediği bir değişimi köşesine taşıdı.
İmam Hatip Liseleri’nde deizm dalgasının sanıldığından da hızlı yayıldığını öne süren gerici yazar, “Bütün bunlar yetmiyormuş gibi nurtopu gibi ürpertici yeni bir sorunumuz daha oldu: Başörtüsü açma trendi! Modaya dönüştü adeta bu.” satırlarını kaleme aldı.
“Başörtüsü yasağını kaldırdık ama şimdi başörtüsünü atmaya başladık…” diyen yazar, konuyla ilgili “alarm zilleri” çaldığını gösteren bir süreçte olunduğunu öne sürüp üniversitede bir öğrencisinden geldiğini iddia ettiği bir mektubu paylaştı.
“YAPAYALNIZ KALDIM”
Kaplan’ın “Üzülerek, ağlayarak yazdıklarını, sizlerle paylaşıyor, yöneticilerimizin, cemaatlerin, vakıfların ve tabiî halkımızın dikkatine sunuyorum…” diyerek paylaştığı mektupta şu ifadeler yer alıyor:
“Hocam, o kadar çok dini bütün kızın başına açmasına şahit oldum ki! Artık dayanacak gücüm kalmadı hıçkıra hıçkıra ağladım gözlerim mosmor olana kadar. Keşke dedim böyle günleri görmek nasip olmasaydı. Bir furya var: ‘Başımızı açınca dinimizi bırakmıyoruz,’ diyorlar. Bu iş burada bitmiyor… ‘Başımızı açarız yine namazımızı kılarız’ diye başlayıp şort giymelerden dine hakaret boyutuna gelmeye başlıyorlar.”
***
“Sanki ellerimden dinim kayıyor gibi hissediyorum. Tek başıma gibiyim; benimle birlikte başını açmayı düşünmeyen geri kalan kesimle bunu paylaştığımda da ‘insanların görüşleri bizi ilgilendirmez’ deyip umursamıyorlar. Yapayalnız kaldım çevremde. Ağzını açan kimse yok; kimse ‘ne oluyor’ demiyor. Sanki tüm sorumlusu benmişim gibi hissediyorum. Bunu görüyorum ve müdahale edemiyorum. Temelinin ne olduğunu anlayamıyorum. Sadece bir şey biliyorum, ki, başını açan sosyal medyada kendini sanki zafer kazanmış gibi paylaşarak diğerlerini etkiliyor. Allah rızası için hocam, bu konuda ne yapmam gerektiği konusunda bana yardımcı olun! Ben başım sıkışınca kendim hallederim genelde. Ama bu benim boyumu çok aşan bir sorun. Korkuyorum!”
Bu haftaki pusulamızda tek adam rejimi ile saltanat ilişkisini ele aldık. 1 Kasım 1922, saltanatın…
Söz konusu olan; millete saltanatını, egemenliğini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız? Meselesi değildir. Mesele zaten olupbitti…
Anayasa tartışmalarının ekseni "demokrasi", "barış", "milli egemenlik" gibi soyut ama kullanışlı hedeflerin etrafında şekillenemez. Ortada…
Türkiye de siyasal tartışmaların merkezinde uzun bir süre seçilmişlerin sınırsız yetkisi ile atanmışların vesayeti konusu…
Türkiye’de de 1919, 1923 ve sonrasındaki devrimci hamleler tarihsel gerçekliği içerisinde anlamlandırılarak, ileriye doğru bir…
Direnişin 25. gününde düzenlenen film gösterimi ve dayanışma etkinliğinde bir araya gelen işçiler, mücadeleyi sürdürme…