CHP’li belediye başkanlarına yönelik gözaltı, soruşturma ve tutuklamalar, AKP’nin yargıyı siyasi bir sopa olarak kullanarak muhalefeti sindirme ve boyun eğdirme operasyonu olarak darbe uygulamalarını aratmayacak düzeye gelmiştir.
AKP rüşvet ve yolsuzluk davaları olarak sunsa da, rüşvet ve yolsuzluğa batmış AKP ve MHP’ye “dokunulmayıp” CHP’nin hedef tahtasına oturtulması bu davaların siyasi davalar olduğunu fazlasıyla göstermektedir. Kaldı ki bu davalar, henüz yargılamalar başlamadan, önce gözaltı sonra tutuklama şeklini almış, bu da hukuki normlara göre karar verilmediğini tersinden siyasi saiklerle harekete edildiğini fazlasıyla gösteriyor.
Niyetlenen amaç ise belli: CHP’nin “yeni anayasaya” ve Erdoğan’ın yeniden seçilmesinin yolunun yapılmasına evet demesi; Erdoğan karşısında bütün olası güçlü seçeneklerin ise tasfiye edilmek istenmesidir.
Bugün CHP yönetiminin “iktidar” tarafından atanmasının ya da bu olmazsa CHP’nin kapatılmasının konuşulduğu siyasal konjonktürün ayrıca başka bir anlamı daha var: 1923 Cumhuriyeti yıkılmış ve yerine “yeni bir rejim” kurulmuş olması. Cumhuriyet’in kurucu partisini bölme, tasfiye ya da kapatma arayışı 100 yıllık Türkiye siyasi tarihinin normali sayılamayacak bir öneme sahiptir. Bu süreç politik olarak başka bir şey daha gösteriyor ki, o da AKP’nin faşizan karakterini. Parti kapatmaktan geri durmayacak bir baskı rejimiyle karşı karşıya kaldığımız son uygulamalarla birlikte daha da netleşmiştir.
Devletin tam bir sermaye devletine dönüştüğü, bütün kamusal hizmetlerin özel sektör eliyle hizmet değil pazarlanacak meta haline geldiği ve kamu kaynaklarının sermayeye peşkeş çekilmesi kapitalizme içkin gerçekler. AKP’nin yeni rejiminden önce de benzer bir süreç varken, AKP ile birlikte her şey piyasanın tam boy hizmetine sunuldu. 100 yıllık Cumhuriyet tarihi kapitalizmin evriminin de tarihi olarak bugün yeni rejimle birlikte kendi mantıki sonucunu yaşıyor. Fark şudur; “yeni rejim”de yolsuzluk ve rüşvet burjuva siyasetin normali haline gelmiştir. Yerel kaynakları ve rantı yönetme/bölüşüm siyaseti, “burjuva siyaseti” belirleyen en temel olguların başında gelmektedir.
Bu anlamıyla rüşvet ve yolsuzluk, yerel kaynakları ve rantı sermayeye aktaran “yerel yönetimlerin-bürokrasinin” aldığı pay olarak kapitalist sistemin en temel karakteri olarak görülmelidir. Kapitalist sistemin doğal sonucu olan rüşvet ve yolsuzluktan, doğrudan “siyaset kurumunu” belirlemesi nedeniyle, hiçbir düzen partisi muaf olamıyor, olamaz da.
Bu anlamıyla CHP’den AKP’ye, AKP’den CHP’ye geçişler bu yağma düzeninde şaşırtıcı değildir. CHP’nin zaten uzun süredir yüzünü sağa dönmesinin başka bir sonucu da bu çürümeden nasibini alarak AKP’ye benzemek olmuştur. CHP’nin Kılıçdaroğlu ile birlikte ortanın solundan merkeze çekilmesi, 6’lı masa süreci, Kılıçdaroğlu’na karşı parti içinde İmamoğlu çizgisinin kazanması, CHP’nin yüzünü döndüğü sağcılaşmanın sonuçları bugün CHP’ye AKP tarafından yapılan müdahalenin zeminini oluşturmuştur.
Bununla birlikte rüşvet ve yolsuzluk iddiasıyla gündeme gelen belediye başkanlarına bakıldığında ise görülen şudur: Ya AKP’ye geçiyor ya da şantaj ve zorla itirafçı oluyorlar!
İtirafçı olmanın nedenleri arasında şantaj, baskı ya da “siyasi rüşvet” sayılabileceği gibi doğrudan yolsuzluk batağından çıkma fırsatı da olabilir. Böylesi bir durum tekil tekil kişilerin itirafçılığından öte AKP’nin “siyasi rüşvetinin” tarafı olduğunu göstermesi bakımından daha da önemlidir.
CHP’yi rüşvet ve yolsuzlukla suçlayan AKP, yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla gündeme gelen belediye başkanlarını bünyesine katmaktan çekinmeyerek rüşvet ve yolsuzlukla herhangi bir derdinin olmadığını ve Erdoğan’ın yeniden seçilmesi için her yolu deneyeceğini bir kez daha göstermiş oldu.
Dediğimiz gibi rüşvet ve yolsuzluğa bulaşanlar ya itirafçı olarak ya da AKP’ye katılarak AKP’nin yeni rejimine intikal ediyorlar.
Bu çürümüş siyasete karşı tek yol sosyalist siyasettir!
Bu çürümüş düzene karşı tek yol sosyalist seçenektir!
Bu haber en son değiştirildi 14 Mayıs 2026 09:51 09:51
ODTÜ Bahar Şenliklerindeki İlkay Akkaya konserinde yaşanan bayraklı provokasyon girişiminin ardından hedef gösterilip gözaltına alınan…
Yasa dışı bahis ve kara para aklama soruşturması kapsamında düzenlenen operasyonlarda yandaş televizyon yorumcusu Rasim…
Eskişehir’den Ankara’ya yürüyerek ve açlık greviyle hak arayan Doruk Madencilik işçileri, maaşlarının ödenmesinin ardından bu…
Eskişehir'de CHP'li Tepebaşı Belediyesine operasyon düzenlendi. 20’ye yakın gözaltı olduğu öğrenildi.
Bolu Belediyesi'ne yönelik iddianame hazırlandı. Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilen 19 kişi hakkındaki iddianamede,…
ABD Başkanı Donald Trump, 8,5 yıl aradan sonra Çin'e gitti. Trump'ın beraberindeki heyette 17 şirketin…