Metin Kurt ve onun “kırmızı çizgisi
Metin Kurt, spor dünyası için “Çizgi Metin”di. Ancak kendisi ve bizler onu “Komünist Metin” olarak tanıyorduk.
Galatasaray’ın ve Milli Takım’ın efsanevi futbolcularından Metin Kurt’un, namıdiğer Çizgi Metin’in, aramızdan ayrılışının bugün 14. yıl dönümü. Biz Metin ağabeyi yalnızca iyi bir sporcu olmasıyla değil, sporcu kimliğinin bile önüne geçen örgütlü mücadeleci kimliğiyle tanıyoruz.
Metin Kurt, spor dünyası için “Çizgi Metin”di. Ancak kendisi ve bizler onu “Komünist Metin” olarak tanıyorduk. Öyle ki kendisi, attığı gollerden çok öncülük ettiği grevlerden bahsediyordu. Anlayacağınız, futbolculuğundan çok komünist kimliğiyle anılmaktan hoşlanıyordu.
Günümüz futbol dünyasının endüstrileşen yapısı düşünüldüğünde, Metin Kurt’un buna ilk bayrak açan sporcuların başında geldiği görülüyor. Futbolcuların alınıp satıldığı, sportmenliğin kâr hırsına kurban edildiği ve tribünlerin gerici ideolojilerle kuşatıldığı günümüz futbolunda Metin ağabey, başka bir dünyanın mümkün olduğunu bizlere öğretiyordu.
Futbol müsabakalarının şifreli kanallar üzerinden parayla yayınlandığı, geniş halk yığınlarının futbol oynama ve izleme olanağından mahrum bırakıldığı piyasa koşullarına karşı Metin ağabey kırmızı bir çizgi çekiyordu. Hem de ne kırmızı!
“FUTBOL BORSADA DEĞİL, ARSADA GÜZEL”
Futbol oynadığı dönemden itibaren komünist kimliğiyle bilinen ve “Futbol borsada değil, arsada güzel” diyerek endüstriyel futbola en güzel çalımı atan Metin Kurt, sporun piyasaya kurban edildiğini belirterek şöyle diyordu:
“Günümüzde spor, bir oyun değil. Sporcular da oyuncu değiller. Spora damgasını vuran burjuva rekabet ideolojisi onu metalaştırmış; sporcuları da spor işçisi konumuna sokmuştur. Mahallede oynadığımız futbolla, kurumsallaşmış organizasyona girdiğimizde yaptığımız iş aynı şey değil. İlk çözülmesi gereken, futbolu profesyonel-amatör ayrımına tabi tutmanın yanlışlığına bir son vermek. Sporcunun amatörü ve profesyoneli olabilir.
Ancak spor, bütün düzenin bir yansımasıdır ve egemen güçlerin iktidar araçlarından biridir.”
Metin ağabey, bu nedenle futbol için döktüğü terin fazlasını örgütlü mücadele için de döküyordu.
EFSANE “SOL AÇIK” METİN KURT
15 Mart 1948’de Kırklareli’de doğan Metin Kurt, lise öğrenimi sırasında İstanbul’daki amatör spor kulüplerinde futbol oynamaya başladı. Ağabeyi İsmail Kurt da bu dönemde ünlü bir futbolcuydu.
Profesyonel futbol yaşamına Altay’da başlayan Kurt, aynı yıl Türkiye Kupası finali ve Cumhurbaşkanlığı Kupası gibi önemli karşılaşmalarda forma giydi.
Altay’dan ayrılmak istememesine rağmen, ağabeyinin onun adına PTT ile anlaşması üzerine PTT’ye transfer oldu. PTT’de Tamer Güney yönetiminde yıldızı parlayan Kurt, Galatasaray’a önce kiralık olarak gitti, daha sonra ise bonservisiyle transfer oldu.
1970-1976 yılları arasında Galatasaray forması giyen Kurt, dönemin en iyi futbolcuları arasında yer aldı. Futbolu Kayserispor’da bıraktı. Milli formayı 26 kez giyen Metin Kurt, 4 gol kaydetti.
Metin Kurt, “Sahada halka en yakın yer neresi? Çizgi! Başka nerede oynayacaktım?” şeklindeki esprili anlatımı nedeniyle halk arasında “Çizgi Metin” olarak nam salmıştı.
Futbolcuların örgütlenmesi ve haklarını araması konusunda öncü bir rol üstlenen Metin Kurt, futbolculuk yaşamı sona erdikten sonra da mücadelesine devam etti. 2010 yılında Devrimci Spor Emekçileri Sendikası’nı kurdu.
Metin Kurt, işçi grevlerine, hak mücadelelerine ve direnişlere katılıyor; örgütlü mücadele yürüttüğü TKP’den 2011 yılında milletvekili adayı olarak emekçileri düzene karşı örgütlü mücadeleye çağırıyordu.
Metin Kurt, 24 Ağustos 2012 tarihinde 64 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Metin ağabeye ve onun “çizgisini” yaşatanlara selam olsun!

