Binali Yıldırım, İliç maden katliamında oğlunu kaybeden Ali Ekber Yıldız'ı şikayet etti!
"Ne yaparsanız yapın, korkmuyoruz. Bizi korkutmaya, susturmaya çalışıyorlar. İstiyorlar ki biz bu davanın peşinden gitmeyelim, adalet diye seslenmeyelim."
Erzincan İliç’teki Çöpler Altın Madeni’nde yaşanan yığın liçi kaymasında oğlu Uğur Yıldız’ı kaybeden Ali Ekber Yıldız, eski Başbakan Binali Yıldırım hakkındaki yaptığı açıklamaları nedeniyle ifadeye çağrıldı.
Erzincan İliç’te SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığındaki Anagold’a ait madende 13 Şubat 2024’te 9 işçinin yaşamını yitirdiği felakete ilişkin davanın 9.duruşması 20 Ekim’de görüldü.
Duruşmada iki kez tahliye edilen SSR Mining Türkiye Operasyonlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Iain Ronald Guille’in 5 yıldızlı otelde ‘ev hapsinde’ kaldığı, daha önceki duruşmalarda tahliye edilen sanıkların ardından 9. duruşmada da tutuklu sanık kalmadığı biliniyor.
Duruşma öncesinde basın açıklamasında konuşan baba Ali Ekber Yıldız, 53 gün boyunca toprak altında oğlunu aradığını belirterek Binali Yıldırım’a tepki gösterdi. Yıldız, “Ben 53 gün liç yığınının altında oğlumu ararken, ağlarken o Erzincanlı olduğunu söyleyen Başbakan’ın bir kere yüzünü görmedim. Bir kere gelip bizi aramadı, teselli etmedi. Şimdi yurtdışında ağladığını görüyorum, O ağlamaların hepsi yalan” ifadelerini kullandı.
Bu ifadelerin ardından baba Ali Ekber Yıldız duruşmanın ardından 3 gün geçmeden Binali Yıldırımın şikayeti üzerine jet hızıyla ifadeye çağrıldı. Anagold Madencilik’in Türkiye Ülke Müdürü, Erzincan İliç’teki maden faciası döneminde bu görevi yürüten ve ABD’de ikamet eden Cengiz Yalçın Demirci katliamın ardından 2 yıl geçmesine rağmen hiç mahkemeye çağrılmadı.
Adalet mücadelesini sürdürmekten vazgeçmeyeceklerini vurgulayan aile adına Duygu Yıldız şunları dile getirdi: “Babam öfkesiyle, acısıyla bir şeyler söylediği için Binali Yıldırım rahatsız olmuş ve şikayette bulunmuş. Sadece babamı değil, beni, annemi de ifadeye çağırsınlar. Bizden de şikayetçi olun. Bizleri tutuklayın, müebbet verin. Hatta bizler için bir yasa çıkartın, idam edin bizi. Ne yaparsanız yapın, korkmuyoruz. Bizi korkutmaya, susturmaya çalışıyorlar. İstiyorlar ki biz bu davanın peşinden gitmeyelim, adalet diye seslenmeyelim. 33 yaşında insan öldürüyorlar, adalet yerini bulmuyor. Katillerden bir tanesi 5 yıldızlı otelde kalıyor, şirket genel müdürü mahkemeye dahi gelmiyor. Ama biz acımızla söylediğimiz sözler yüzünden ifadeye çağrılıyoruz. Onların gözünde hiç olabiliriz ama yasada, anayasada hepimiz eşitiz” dedi.
“BİR DEĞİL İKİ CAN BORCUNUZ VAR!”
Kapasite artışına imza atan kamu görevlileri ve denetim sorumlularına işaret eden Duygu Yıldız, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Katiller, sömürgeciler, emperyalist şirketler abimi ve 9 madenciyi katletti. Siz devlet olarak orayı denetleseydiniz, kapasite artışına imza atmasaydınız bu insanlar zaten yaşıyor olacaktı. Bunun utancı içinde yaşamanız gerekirken acılı aileyi ifadeye çağırıyorsunuz. Sessiz kalalım, kader diyelim, fıtrat diyelim istiyorlar. Bizim kaderimizde böyle bir anlayış yok. Sizlerin bir can borcu değil, iki can borcu var. Tutuklayın bizi ama dokuz madencinin katillerini de tutuklayın. İşte o zaman eşit olursunuz. Meydan okuyoruz, adalet aramaya devam edeceğiz.”
Katliam sonrası maden işçisi Uğur Yıldız’ın hamile olan eşi Gamze Yıldız bebeğini kaybetmişti.

